yesim gozen banner

“2018 Green Card Başvuruları Başladı” adlı ilk yazımı okumadıysan öncelikle buradan yazıma ulaşabilirsin. Çünkü şimdi okuyacağın yazım, ilk yazımın devamı. Green Card çekilişine başvuru yaparak, çekiliş sonuçlarını öğreneceğin süreye kadar ki tüm detayları aktarmıştım.

Şimdi gelelim bu zorlu ve kanlı yolculukta… Şaka şaka evet biraz meşakkatli olduğu bir gerçek, en azından sıkı takip ve atlanmaması gereken çok önemli detaylar var. Ne diyordum? Gelelim bu yolculuktaki, çekilişi kazandıktan sonra da yerine getirmen gereken başka bazı koşullara ve benim bu bölümle ilgili bazı çok önemli tavsiyelerime.

Sürecin çok sıkı bir takip gerektirdiği aşikar. Ben yeri gelmişken burada sevgili eşime teşekkür etmeliyim. Onun üstün takip yeteneği, tertip ve düzeni bu yolda herşey hakkında en ince detayına kadar bilgi sahibi olmamızı sağladı. Tek başıma başarabilir miydim emin değilim. Herşeyle o ilgilendi. Bana da keyfini sürmek kaldı. 🙂 

Bir hatırlatma yapalım. Sonuçların açıklandığı gün, ki muhtemelen içerisinde bulunduğumuz 2018 yılının sonuçları 2019’un Mayıs ayı başında açıklanacak, buradan kazandıp kazanamadığını öğrendin varsayalım. Hati işşallahh!

Dur! “sayfama hoşgeldin” fotoğrafımı unutuyordum az kalsın.

Eskilerden bir fotoğraf. Düne, yani Cadılar Bayramı’na gelsin.

Çekilişi Kazandıktan Sonraki Süreç, Yapman Gerekenler Ve Sağlaman Gereken Şartlar Neler?

Aşağıdaki maddelerin üzerine tıklayarak, istersen hızlıca ilgili konuya ulaşabilirsin.

Şartlardan ilki, DS260 formunun doldurulması.  Bu form özet olarak, seninle ilgili pek çok detay bilgiyi beyan etmene aracılık ediyor. 18 yaşından bu zaman kadar yaşadığın adreslerden tut, alkol, sigara vb. alışkanlıklarına kadar bir çok detayı ele alıyor.  Burada çok önemli olan bir şey varsa o da bu formun en doğru ve eksiksiz hali ile doldurulması gerekliliği. Bu aşamada verdiğin herhangi bir bilgiyi ileride gerçekleşecek olan görüşmede ispatlaman istenir de ispatlayamazsan şansını kesinlikle kaybedersin. Çünkü Amerika’da bir çok şey beyan üzerine kurulu, bu süreçte yanlış herhangi bir bilgi yalan olarak değerlendirilebiliyor.

Aynı zamanda eğer bu aşamaya geldiysen, DS260 formunu varsa eşin ve 21 yaşından küçük çocukların için de doldurman gerekiyor. Forma, çekiliş sonuçları açıklandıktan bir süre sonra sistemden ulaşabilirsin. Form her sene aynı zamanda açılmadığı için net bir tarih veremiyorum ancak zamanı geldiğinde bu forma şuradan ulaşabilirsin. Bu bölümde henüz para konusu gündemde değil bunu da belirteyim. DS260 formunun doldurulması ve müşalat tarihnin belirlenmesinin ardından masraflar başlayacak.

Formun doldurulması sona erdiğinde ne yazık ki sırada, mülakat tarihine kadar yeni bir bekleme dönemi var. Bu dönem tüm sürecin en heyecanlı ve en sabırsız hissettiren dönemiydi bana göre. Artık dört gözle gerçekleştirecek olduğumuz mülakat tarihini bildiren maili beklemeye koyulduk.

Burada sanırım çok önemli  birinci tavsiyem şu olur: bence kendi mülakat tarihin gelene kadar gerçekleştirilecek diğer mülakat tarihlerini mutlaka takip et. (Visa bulletin takibi) Yani oturup da mailin gelmesini bekleme. Her adaya ait birer case number(dosya numarası) var demiştik ya. Mülakat için her ay belli sayıda aday bu case number ile, yaklaşık bir ay sonrasına Ankara’daki ABD Konsolosluğu’na davet ediliyor. Visa Bulletin da hangi numaraların işleme alınıp alınmadığının takip edilebileceği bir bülten. Bu listeyi aylık olarak şu linkten takip ederek “current” olan numaraları görebilirsin. Numarası işleme alınan aday için “current oldu” deniyor. Anlamından yola çıkacak olursak, bir nevi “zamanı geldi” demek oluyor. Visa bulletin takibini nasıl yapabileceğin konusunu nasilgreencardaldim.com oldukça detaylı anlatmış. Bu ve green card’la ilgili farkı bir tecrübeden de faydalanmak istersen ziyaret edebilirsin.

Bu dönem için vermem gerektiğini düşündüğüm diğer bir önemli tavsiye de; Amerika hakkında bol bol bilgi edinmek olur. Biz öncelikle yaşamak isteyeceğimiz şehri seçtik.  Buna karar verirken şehrin bağlı bulunduğu eyaleti araştırdık. Bu şehirle ilgili her türlü yazıyı okuyup, her bir videoyu izledik, orada yaşayan, orayı gören insanlarla tanışmaya çalışıp onların tecrübelerini dinledik, Amerika’da yaşanacak şehirler listelerini inceledik, suç oranlarını, gezip görecek yerleri, ev kiralanacak bölgeleri, bu bölgelerdeki okulların puanlarını, hangi milletlerin ve kültürlerin yoğunlukta olduğunu, iş imkanlarını, siyasi ve politik görüşlerini, iklimini, sık görülen hayvanlarını, bitki örtüsünü, eğlenilecek yerlerini, yemeklerini, yaş aralıklarının nüfusa oranını, trafiğini, nüfusun yüz ölçümüne olan oranını, göçmenlere hatta eşcinsellere bakış açısını sorduk soruşturduk. Sonuçta hayatımızın en önemli kararlarından birisini veriyorduk ve yanlış bir seçim yapmadan adımımızı attığımız yerde kalıp düzenimizi orada kurmayı hedefliyorduk. Hayatın bize ne getireceğini kimse önceden bilemez evet ama biz yelkenlerimizi rüzgara karşı açık tutmak istedik. Buralara bu hazırlıklarla gelmiş olmanın da çok faydasını gördük. Her şey beklediğimiz ve planladığımız gibi en azından. Mesela buraya gelmeden önce her an yol kenarlarında, arka bahçenizde karşılaşabileceğiniz, gecenin bir körü siz araba ile bir yerden bir yere giderken, ana yoldan karşıdan karşıya geçmeye çalışarak yolunuzu kesebilecek olan Austin’in muhteşem güzellikteki geyiklerinden haberdardık 🙂

Bir de burada bu hazırlıklardan bir diğeri olarak da İngilizce konusundan bahsetmeliyim. Malum dil öyle okullarda öğrenildiği kadarıyla yeterli bir dil değil ve bana kalırsa Türkiye’de sürekli İngilizce konuşman gereken bir işte çalışmıyor ve İngilizce iletişim kurduğun bir partnerin yoksa iletişim becerilerin tam anlamıyla henüz gelişmemiştir. Ben üniversiteye kadar ingilizce eğitimi veren özel bir okulda okumuş ve ingilizce gramer bilgisi iyi olan birisi olmama rağmen, ingilizce iletişim becerilerimi yeterli görmediğim için bu konuda da hazırlıklar yapmaya başlamıştım. Halen de bu yolda ilerleme kaydetmeye çalışıyorum. Örneğin sürekli olarak, ilgi alanlarım hakkında içerikler üreten yabancı, özellikle Amerika’lı youtuberları takip ediyordum,  sevdiğim daha önceden izlediğim dizileri orjinal dilinde ve alt yazısı olmadan izliyorum, sırf bu dili daha iyi konuşma pratiğine dönüştürebilmem için, yapmak istediğim asıl işten önce part time olarak bir işte çalışmaya başladım. Bunlar sadece bazı örnekler ama belki de benim için en etkili yöntemlerin başlıcaları.

Her neyse bence sen de İngilizce konusunda daha fazla gelişmek istiyorsan, bu konuyu da önceliklendirmelisin. Geldiğinde çok işine yarayacak. İngilizce olmasa olur mu? Tabii ki de olur. Sadece daha fazla zorlanırsın.

Gelelim ikinci çok kritik olan ve üzerine yine fazlaca yazacağım belgelenecek para şartına. Öncelikle, bu aşamaya gelene kadar, yani mülakat tarihine kadar burada bahsedeceğim parayı temin etmiş ve banka hesabına koymuş olman gerekiyor.

Bu bölümün başında da belirttiğim gibi; Amerika’ya gittiğinde ilk harcamalar ve olası iş bulamama hallerinden kaynaklanacak mağduriyetlere düşmemek amacıyla, son değerlendirme sürecinde belgelemen gereken bir para tutarı var. Bu tutar iki kişilik bir aile için en az 20.000 USD olmalı. (Asıl kişi için 15 bin USD artı her bir aile bireyi için 5 bin USD) Tabi ne kadar yüksek nakit gösterebilirsen o kadar faydası olur. Buna ek olarak veya, tamamlanamayan nakit tutara tamamlayıcı nitelikte, varsa sahip olunan ev, araba, arsa gibi varlıkların belgelenmesi de mümkün olabiliyor. Nakit varlığını belgelemen için son altı aylık banka dökümün, varlıklarını belgelemek için de üzerine kayıtlı tapularını ibraz etmen yeterli olacaktır. Tabii ki son duruma mülakat günü, konsolosluktaki yetkililer karar veriyorlar. Kesin konuşmak maalesef mümkün değil. Buradaki deneyimimizden yola çıkarak söyleyebilirim ki, main applicant(başvuru sahibi), yani diğer aile bireylerinin değil green card sahibi adayının hesap dökümü ve tapuları öncelikle değerlendiriliyor. Eş üzerindeki varlık belgeleri yardımcı olabilir nitelikte, başvuru sahibinin belgelerinin yeterli gelmemesi durumunda başvuruluyordur diye düşünüyorum. Bizim durumumuzda gerekli görülmedi örneğin.

Şayet bu paraya sahip değilsen, üzerinde herhangi bir varlık tapusu da yoksa, bu durumda ABD vatandaşı veya green card sahibi ve vergilerini düzenli ödeyen bir tanıdığının sponsorluğuna başvurman gerekiyor. Böyle birisi varsa tabii ki. Sponsorluğuna başvurmak demek, bu tanıdığının senin ABD’deki tüm masraflarını karşılayacağının garantisini vermesi demek oluyor. Bu kişinin de senin için Form I-134, Affidavit of Support formunu doldurması gerekiyor. İncelemek istersen forma şuradan ulaşabilirsin.

Bu belgelenmesi istenen para mevzusunda, hiç tavsiye etmesem de bir yolunu bulma örneği de duydum. Sen de duymuşsundur belki de. Tüm detaylara değinmek ve en azından konuya bakış açımı da anlaman adına bu detaydan da bahsetmek istiyorum.

Parası olmayan bazı kişilerin istenen parayı bir yakınından borç alıp, banka dökümü teslim edildikten sonra, parayı iade ettiğini ve buna rağmen green card’larının onaylandığını duydum. Yalnız bu riske girmeden önce şunun çok iyi anlaşılması gerekiyor; ABD bu parayı kişiden teslim almıyor evet.  Sadece, kişinin bu varlığa sahip olduğunu kanıtlamasını istiyor. Bu şekilde kişi Amerika’ya gittiğinde yapacağı harcamaları finanse edecek gücü olup olmadığını göstermiş oluyor. Ve dolayısıyla da ABD hükümeti’nin başına dert olmayacağının bir nebze  garnatisini vermiş oluyor. Dolayısıyla evet var olmayan bir parayı göstermek de bir seçenek ancak Amerika’ya yeterli parayla gitmemek büyük risk. Bu detayları iyi değerlendirmek oldukça önemli. Bu tecrübeyi yaşayan birisi olarak, içtenlikle söyleyebilirim ki, buraya meteliksiz gelmenin gerçekten uykusuz gecelere sebep olacak türden bir deli cesareti olduğunu düşünüyorum.

Şimdi de gelelim para meselesi ile ilgili tavsiyeme. Çekilişi kazandığını öğrendiğin zamandan, green card’ının onaylandığı zamana kadar ki süreçte ekonomi yapmak. Sonuçta hayatını kökten değiştirme yolunda git gide ilerliyorsun.

Bu süre zarfında harcamalarını bir süre ertelemenin, seni zorlayacak maddi yükler altına girmemenin, kemerleri biraz sıkmanın kime ne zararı var? İnan aklına gelmeyecek kadar küçük tasarruflarının, Amerika’ya geldiğinde sana o kadar faydası dokunacak ki. Bir kere bu dönemin kanayan yarası usd kurunu düşün. Türkiye’de sahip olduğun para, Amerika da neredeyse altıda bir değerinde. Burada, yeterli para ile gelmiş olsan bile Türk Lirası harcamak çok büyük risk. Bu bekleme süresince geleceğine yapacağın en ama en büyük yatırım, Amerika’ya geldiğinde sana bir an önce dolar kazancı sağlayacak bir iş bulmaya kafa yormak ve burada harcamak zorunda kalacağın parayı şimdiden sağlama almak. Green card’ı alamazsan da sağlama aldığın para yanına kar kalır fena mı?

Bu uzun süreçte, green card’ının onaylanması için, ABD’nin gerekli gördüğü sıradaki şart sağlık standartlarına uymak. Ne demek bu “sağlık standartlarına uymak”? Bundan kısaca bahsedecek olursak, ABD, kapısını açacağı göçmenlerden, belirlediği bir takım sağlık şatlarını karşılamalarını ve bunu da kendi anlaşmalı olduğu, Ankara’daki Ungan Aile Hekimliği adında bir sağlık kuruluşunun yaptığı kontroller sonucunda belgelemelerini istiyor. (Kurumun internet adresine buradan ulaşabilirsin.)Yani “ben senden şu testleri, şu kontrolleri, şu aşıları istiyorum, git istediğin hastaneden yaptır bana da belgelerini getir.”demiyor. Bu sağlık kontrollerinde direkt olarak neleri hedef aldığı konusunda kesin bir bilgi veremem ancak, ABD’ye bulaşıcı bir hastalık götürmeyeceğinden emin olmak istiyorlar mesela.

Tüm bu aşamaların sorunsuz atlatılmasının ardından yine Ankara’da gerçekleşecek olan, daha önce randevu tarih ve saatinin belirlenmiş olduğu konsolosluk görüşmesinde dananın kuyruğu kopuyor zaten. Bu noktaya geldiğinde, eğer önceki adımlarda bir sorun yaşamamış ve senden beklenenleri karşıladığından eminsen zaten görüşme akşamı güzel bir kutlama yapacağını tahmin edebiliyorsun. Biz başından beri her nedense pek emindik onayı alacağımızdan ancak aksilik yaşamak da kesinlikle söz konusu elbette. Her neyse, tüm şartaları sağladığından emin olduğun durumda herşeyin alt üst olması için sanırım konsolosluk görüşmesinde ancak çok abzürd birşeyler söylemen gerekir tahminimce. Ama nedir bu abzürdlük diye sorarsan hiç fikrim yok açıkçası.

İlerleyen günlerde green card ile ilgili 3 bölümden oluşan bu kapsamlı yazımın son bölümünü yazacağım. Bu son aşamada teknik bilginin dibine vuracağız birlikte.İşler ciddileşti, DS formunda ne gibi bilgiler isteniyor? Konsolosluk görüşmesiiçin nasıl bir mail gelecek? Görüşme için istenen belgeler neler? Niceleri ve tüm bunların yanında tabii ki bizim yaşadığımız tecrübeler…

Şimdi yazacağım satırları okuyorsan, yazılarımı ilgi çekici buluyorsun demektir. Eğer öyleyse bu beni çok mutlu eder. Benimle kaldığın için teşekkürler. 🙂

Sevgiyle kal…

Güncelleme: bu yazının devamı olan Green Card’a Giden Son Adım. Mülakat Ve Dahası.. başlıklı yazıma buradan ulaşabilirsin.


Scroll Up